8 Nisan 2010 Perşembe

falan filan

yoruluyorum dinleniyorum, öyle dinleniyorum ki, dinlenmekten yoruluyor sonra yoruldum deyip yatıyorum. a-bazen bu oluyor b-sık sık bu oluyor c-bazen oluyor ama oldu mu tam oluyor d- olmuyor e- öyle yaşıyorum. cevaplar sayfanın altında da değil bir sonraki yazıda da değil.

in bruges izledim tam beğenir gibi olacakken vazgeçtim beğenmedim. ne biçim şehir ulan, polis falan yok galiba adam intihar etsin kimse iplemesin, silahla koşsun kimse iplemesin, kayıkta vurulsun kayıkçı sağa çeksin. sanırım belçikada olduğu için.

gol yemem, dipsosuyla birlikte doritos?tabi ki yerim.

yazı yazan yazar oluyorsa yemek yiyen de yiyor olmalı, evet kartvizit bastıracam ve ünvan kısmına yiyor yazacam. olur mu? sanmam.

imza:
hüseyin
yatar

5 Nisan 2010 Pazartesi

gez gör

arpacık yerine bir şey bulamamış olmam bu yazıyı yazmama engel değil elbette...

yaşanmışlıklar ve yaşanamamışlıklar adına bu yazıyı yazacaktım ama gölgelerin gücü adına yazmak daha iyi olur dedi ismail. sunay akın olacakken ismail olmayı tercih ettim, iyi oldu.

kedimi çaldılar, kutuya koydular şarkısını söylerken şarkıdaki duyguyu net aktarabilmek için kedi almaya ve kiralık hırsız tutmaya karar verdim, ismaili veya nuriyi bu iş için tutabilirim sanırım...

herkes iş yerine yaklaşmaya çalışırken ben uzaklaşmaya karar veriyorum. bekle beni karşı, biraz gezmem lazım sanırım... ne de güzel muhitimizmişsin sen çiftehavuzlar...

çocukların koluna gpsli saat takacaklarmış, tasmalı özgürlük bu galiba, millet karısına, kocasına, personeline ve bisikletine ve kapıcıya herkese bundan takacak on yıl içinde... biz de çok sevineceğiz ve ne kadar güzel bir teknoloji diyeceğiz. millete korku enjekte edip sonra halıdaki maytlara karşı süper katil temizleyici satanlar gibi tasma satacaklar. oysa şimdiki halılarda olanlar çok tehlikeli mikroplarsa bizim halılarda 20 yıl önce dinazor yaşıyordu bence...

gezelim görelim demiştik, sayalım:
rumeli hisarı sade kahve, pruva
tahtakale: hamam derdim ama kapanmış orası
salacak
mısır çarşısı, kapalı çarşı, beyazıt vs...
küçük çamlıca, büyük çamlıca, beylerbeyi köy kahvesi

evet gezelim görelim eğlenelim.

bitti.

31 Mart 2010 Çarşamba

dolunay diye bir şarkı

sadece nakaratını biliyordum şimdi bakayım dedim ve dinledim.
siz de dinleyin...

üç noktadan link yapma sanatı demişti bir türk büyüğü, mesela taner. (burası turistler için: e.g taner)

allen carr sigarayı sadece 6.5+2 saatliğine bıraktırsa da durmak yok yola devam. şimdiki hedefimiz emdr. gözbebeklerime bir şeyler yapıp bıraktıracaklar sanırım sigarayı. hadi bakalım. bu sebepten 10 nşsana kadar çılgınlar gibi içmeli miyim sigarayı? hayır.

peki bir insan tek başına yaşadığı evde sigara için kendini neden mutfağa hapseder? cevap yok, sonuca göre bir cevap yazacağım. bakalım bakalım.

efes pilsen blogger arıyormuş... keşke beypazarı soda arasaydı, kesin başvururdum.

tezle uğraşmak için, modemin fişini çekmek şart. son 1 dakikamız.

o zaman yazıyı yayınlamam gerekiyor sanırım.

28 Mart 2010 Pazar

finding neverland

izleyelim.
güzel film.
johnny depp i de severim zaten.

James Matthew Barrie diye bir adam yazmış Peter Pan'ı, adamı annesi abisinin yerine koyduğu için 13 yaşında kalmış ve psikojenik cüce diye bir şey olmuş 140 cm de kalmış. enteresan.

25 Mart 2010 Perşembe

falan

  • Türklerle Türkçe, diğerleriyle istediğin dilden konuşmalısın
  • 16000 liraya 98 model bir fiber teknen olabilir
  • fazıl saylı bosch genç klasikçiler festivali reklamı güzel olmuş
  • dyonun helal ustası hiç bir tarafını boya yapmadan boya yapmış, bu neye benziyor: tuvalette ses çıkarmadan, hatta tek yaprak bile kullanmadan işini bitirmeye
  • kadıköy güzel bir yer
  • makale okumak lazım
  • yazmak lazım
  • eğlenmek lazım
  • yedigün ne kadar reklam yaparsa yapsın alacağımı sanmıyorum
  • huyukuru diye bir soyadım olsa mı olmasa mı
  • balıklar galatada beni bekler mi acaba?
  • heroestaki japon süper
  • media market değil mediamarkt
  • 2250 diye bi blog açayım her gün 2250de yazayım diyorum ama blog sayısının da çokunu çıkarmamak lazım
  • falan

24 Mart 2010 Çarşamba

10 Mart 2010 Çarşamba

fen ve teknoloji öğretmeni

böyle bir şey çıkmış, eskiden fen bilgisi vardı
ortaokul diye bir şey vardı
6-7-8 demek komikti
lise 4 diye bir şey yahut 12 c hiç yoktu

dış ses: sana ne!
iç ses: ne bileyim, ilginç işte.

1 Mart 2010 Pazartesi

soyadı

isim vermek istemiyorum ama soyisim: için

ismi de jennifer olsun : jennifer için

jennifer için için için için yanıyor bu gönlüm.
jennifer için için içim kıpır kıpır.

ne ilginç soylar ve soyisimler var.

bir de fanta var mesela. ya da fordoğlu otomotiv var.

eğleniyorum, kendi kendime.

git işine

A:git işine!
B:"işine git"tiğin zaman giderim.
A:ben işimin ne olduğunu biliyorum. bana öğretme.

---

B:gidişim hoşuna gider sanırım.
A:gidişini görmeden gidişin için bir şey diyemem.
B:git işine!
A:bak, gördün mü?





8 Şubat 2010 Pazartesi

tekel işçileri


tekel işçilerini destekleyebilirm ya da desteklemeyebilirim o ayrı bir konu
fakat Tuğba Özay'ın "Sanatçı" kimliğiyle destek olduğu herhangi bir şeyi desteklemek, vaaay sanatçı duyarlılığı demek olmaz.



halbuki cezaevinde geçirdiği her gün yasin okumuş ve sevenleri sayesinde ayakta kalmıştı.
peh!